Doğum Hikayesi | Defne Bebek

Odadan içeri girdiğim karşımda inanılmaz zarif bir anne adayı vardı: Selen.. Sakin görünümlü ama oldukça heyecanlı.. hangimiz heyecanlanmadık ki yavrumuzu kucağımıza alacakken .. Kalabalık aileleri seviyorum.. Selen’in ailesi de kalabalık ve eğlenceli bir aile.. hızlıca ısındık birbirimize.. Doğumdan sonra çekimi tamamlamakiçin evlerine gittim, küçük bir parti vardı 🙂  Çok keyifliydi.. aileye yeni katılan minik melek için herkesin kalbi ayrı ayrı , hızlı hızlı çarpıyor.. lohusa şerbetlerini şampanya takip etti.. kadehleriniz hep keyifli günlerinizin şerefine kalksın dilerim.. Güzel Defne’nin zarif annesinin kaleminden O AN’ları..

Keyifli okumalar dilerim.

 

 

 

Doğum hikayesi nasıl anlatılır? O anda hissedilenler nasıl kelimelere dökülebilir ki?

Keyifli, sakin ve stressiz 38 haftadan sonra yavaş yavaş heyecan ve stresi yasamaya başlamıştım. Nedense doğuma 2 hafta kala her an olabilir heyecanı sarmıştı beni. Her sabah uyandığımda “bugün O gün mü acaba?” diye meraklanıyordum. Her kıpırdanış ve itmelerde “Acaba?” diyor her tuvalete gidişimde ekstra kontroller yapıyordum. Ama hayatta hiçbir şeyin plandığın, düşündüğün ve kafanda kurguladığın gibi olamayacağını Defne’min gelişiyle bir kere daha ögrendim. Normal Doğum olmasını o kadar çok istemistin ki olmamasi ihtimalini hiç dusunmemistim bile. Sanirim hamileligin getirdigi bir durumdu bu..:) Zaten bu kadar bilemeyeceğin ve yönlendiremeyeceğin bir olayın; DOĞUMUN nasıl olacağından böylesine emin olmak da şaşırtıcıydı.

Verilen doğum tarihimiz 19 Eylül’de sevgili, dünya tatlısı doktorumuz Uğur Kal’a gittiğimizde rahimde hiçbir açılma olmadığını duydugumda ve bu durum daha da uzarsa sezaryana gidebileceğimizi öğrendiğimde sanki dünyam yıkıldı. Adeta Defne’me kavuşma heyecanı, normal doğumu deneyimleyemeceğimden dolayı duydugum üzüntü ile yer değiştirdi. Ama yine de bir ümit birkaç gün daha bekledik ve sonunda 22 Eylül sezaryan yapılması kararını aldık.

Bu karar alınınca bir kuş gibi özgür ve hafiflemiş hissediyordum kendimi, artık Defne’mize kavusacaktık 🙂 hemen hastaneye gidildi, oda seçildi, annem tüm hazırlıkların son rötüşlarını yaptı, kayınvalidem lohusa şerbetini hazırlamaya koyuldu, ben de babamla güzel bir ögle yemeği yedim.

22 Eylül 2011, saat 06.30 sabah kalktık, gayet sakin bir şekilde  Sertaç’la hazırlandık. O kızının şerefine pembe gömlegini giydi, ben hafif makyajımı yaptım, en sevdiğim hamilelik elbisemi giydim, kızımızın odasında son kez karnımdayken kameraya çekti bizi ve hastanenin yoluna koyulduk. Bizi odada annem ve babam karşıladı, sonra da Ayça. Ayça’yla, bayram tatili filan derken bir araya gelme fırsatımız olamamıştı, arkadaşlarımdan duyduklarımın doğruluğunu elini sıktığım anda anladım.

  

Ameliyat öncesi kontroller, Uğur Bey’in “aşağıda sizi bekliyorum, görüşürüz ” diye odadan ayrılışı, benim heyecanım, annemin ve Sertaç’ımın yanımdan hiç ayrılmaması… Derken ben kendimi ameliyathanede epidurali almış ve “uçmaya” hazır bir halde buldum. Sonrası zaten hayal meyal; Sertaç geldi, birileri karnıma bastırıyor, Defne’min çığlıkları, “nerde benim bebeğim?” derken Defne’yi biri tam göğsüme koyuyor…. İşte o an gerçekten “an”: bana cin cin bakan iki boncuk göz, hiç sesi çıkmıyor ve adeta beni inceliyor ve çooook güzel, sıcacık ama burnu soğuk. Dünyalar tatlısı Defne’me 4O hafta 4 günlük maratondan sonra kavuşuyorum. Sonrasında kalbim yerinden çıkarcasına atıyor, bebeğimi alıyorlar ve arkada Dalaras çalmaya başlıyor… İşte bu deneyim paha biçilmez, ederi olmayan, anlatılamaz, hatırlandıkça yüreğimi ısıtan ve coşturan bir an; yavruma kavuştuğum an!

Sonrasında sevgili Ayça’nın fotoğrafladığı onca güzel “anlar” var; baba, anneanne, babaanne, dedeler, teyze, amca, Teti’nin yasadıkları anlar.

Doğum, ameliyat, ameliyat sonrası onca sancı ve dayanılmaz ağrılar, uykusuz, sancılı, “karanlık” geceler yaşandı tabii hastanede ama her zaman yanımda olan, bana tüm rahatlığıyla ve bilgeligiyle güven, tüm yüreğiyle şefkat veren canım annemin ve hiçbir zaman bıkmadan usanmadan bana destek çıkan biricik eşimin hakkını ödemem mümkün değil.

Hamilelik ve Doğum hem harika hem de gidilmesi gereken engebeli bir yol. Bu süreçte yanımda olan ve destek çıkan herkese teşekkürler.

Selen Kalyon Tümer