Duru Bebek

Gece saat 01:30’da Ufuk’un telefon numarasını ekranda gördüğümde “evet” dedim, “ilk gece yarısı doğumuma gidiyorum”. Toparlandım ve heyecanla hastaneye gittim. Yeşim ile ilk defa orada karşılaşmıştım ama bana “Jale’nin listesine attığın alışveriş listesi bizim çok işimize yaradı” dediğinde aramızda tanıdık bir ilişki başladı. İşine yaramasından çok sanal da olsa daha önce tanışmış olmanın verdiği hisle rahatladım.

Doğum başlamıştı ama Yeşim suni sancı ve epidural istemiyordu. Hastane personeli ikna etmeye çalışsa da cesur yürek Yeşim ve sonsuz desteğini bir saniye esirgemeyen eşi Ufuk ısrarcı çıkıp herkesi ikna ettiler. Doğum süreci daha uzun olacak demekti bu aynı zamanda; oldu da.. gece saat 02:00’de girdiğim doğum odasında bazen gözlerimiz kapanarak , bazen endişeli, bazen neşeli, biraz acıkmalı arada odaya çıkıp şekerleme yapmalı ama ya şimdi gelirse endişesi ile hemen aşağıya inmeli 8 saat geçirdik.

Yeşim tüm doğum sürecinde çok cesur, ağrıyı ağrı gibi değil de bebeğine kavuşmasını sağlayacak bir araç olarak alıp durumu son derece profesyonelce idare etti. Kocaman bir tebriği de hak etti.

Duru kızımız ancak biraz inatçı çıktı, ne de olsa ocak ayının oğlak bebeklerinden. Sabah saat 08:30 da güler yüzlü ve bir o kadar neşeli doktoru Cem Öncüoğlu’nun yardımı ile dünyaya gözlerini açtı.

Duru ağladı ben güldüm.. çok sevindim, tüm endişeler, tüm aksilikler o anda yok oldu:Duru sağlıklı, Yeşim sağlıklı, Ufuk Yeşim’i görmek için sabırsız ama mutlu bir şekilde bebek odasına koştuk.

Bir gece önce saat 01:30 da girdiğim doğumhaneden sabah saat 09:00 sularında odaya geçtim. Bu benim en uzun, en heyecanlı doğum tecrübem oldu. Ondandır şans karemde bu kadar kocaman gülmem.