Yüz Kumbarası Fotoğraf Projesi : Süha Derbent

Kumbaraya  eklenen 5. isim : Süha Derbent, Türkiye’nin tek profesyonel vahşi doğa fotoğrafçısı. Fotoğraflarına bakıp iç geçirmemek ne mümkün? ve kendisi sürekli seyahatte olduğu için gün belirlemek konusunda hep endişeliydim. Sonunda ikimizin de yoğun programı içerisinde bir gün belirledik. Genelde çekimlere iki kişi gidiyoruz bu çekimde de bana Melis Aksoy eşlik etmeyi kabul etti. İyi mi oldu kötü mü bilemiyorum. Oldukça maceralı bir gün geçirdik umarım bu bir sonraki çekime katılmak isterse onu yıldırmamıştır.

Güne sabahın erken saatinde gelen bir doğum haberi ile uyandım. Bu kadar zor gün alabilmişken Süha Derbent ile olan çekimi ertelemek de istemiyordum. Bir koşu güzel bebeğe yetiştim ve sabahın İstanbul trafiğinde Melis ile buluşacağımız noktaya da! Şans benimleydi! ve fakat o da ne? tam yol alacağız ki benim arabam nam-ı diğer”Difficle” sessizce duruyor, kontak çeviriyoruz.. ı-ıhh! dışarıda yağmur, randevuya 15 dakika var ve ben kaputu bile nasıl açacağımı bilmiyorum!

Araba Acıbadem caddesinin kenarında, bırakıp gitsek gün boyu orada kalamaz belli, gitmesek randevuyu kaçıracağız. O sırada yolun kenarında kırmızı montu ile beliren bir nevi kanatları olduğuna inandığım bir bey yakınlaştı bize: “vurdurman lazım arabayı” dedi! Obaaa! Alpay telefondan “sen yapamazsın onu fren havalı” gibi “havalı” laflar ediyor dakikalar geçiyor! Şu kanatları görünmez adının Ümit olduğunu öğrendiğimiz arkadaş sabahımıza ümit saçıyor: “ben yaparım!” diyerek. Yapıyor da ama bu sefer gaz pedalında sorun var, ben arabayı Üsküdar’a kadar kullanamam. Ümit bir ümit daha veriyor kalbimize:” Beşiktaş’a geçeceğim zaten ben götüreyim sizi oradan motora binerim” diye. Tanrım! Şans hala bizimle! Melis elinde fotoğraf makinesi benim gerginlikten patladığım anları kareliyor bu anda! 🙂 Arabayı sakince park ettikten sonra biz çekime gidiyoruz Ümit belki de başka yollara ümitler saçmaya.

Ancak arabayı kapattıktan sonra tekrar çalışmadığını fark ediyoruz, servis gelecek ama çekim sonrası diyerek Süha Derbent’in evine giriyoruz.

Öyle sevimli bir yer ki .. bahçesi, evdeki kediler ve meşhur Leyla’sı, sıcak kahvesi ile bizi karşılıyor. Duvarlardaki fotoğraflar enfes! Dalıp gidiyor gözler gönüller! Sanki o kediler fırlayıp gelecek üstümüze, o kadar gerçek!

 

Arabayı unutuyoruz, çekimi keyifle yapıyoruz.. dışarıda yağmur ve bahçedeki yemyeşil renk gözümde kalan .. bir de Leyla’nın havaya uygun gri kıyafeti..

Bu da günün Melis Aksoy tarafından belgelenmesi..