Yağmur Bebek

Minik Yağmur tanesi yer yüzüne düşmek için biraz inat etti; ocak ayı bebeği olarak biraz inat etmesi de normaldi. Bir hafta boyunca hemen her gün “gelmiyor mu Yağmur kız?” diye arayıp soruyorum, bekledikçe benim de heyecanım artıyor.

Cuma sabahı telefonum çalıyor ve “vakit tamam” diyor Şebnem. Odada hazırlıklar, bir heyecan, biraz telaş. Yağmur bebek burcuna münasır bir bebek olarak gelmekte inatlaşıyor. Doktoru Tolga Ergin kararı veriyor: “biz yardımcı olacağız”.

Baba Tolga biraz heyecanlı, ameliyathaneye ben eşlik ediyorum. Epidurali takılıyor Şebnem’in. Beni soruyor: “Ayça gelmiyor mu?” Gelmez miyim? kapıda aynı heyecanla bekliyorum. Maskesi ve üniformasıyla biri gelip bana” dinlenme odasında bekleyin” diyor. Bekliyorum ama biliyorum Şebnem de beni bekliyor içeride: hemen girmem lazım..

“Ben geldim” dediğim zaman Şebnem yıllardır tanıdığı bir arkadaşı gibi rahatlıyor –ya da bana mı öyle geliyor?-. Elini tutuyorum: “korkma kolay olacak, birazdan inletecek Yağmur damlası burayı” diyorum, diyorum da ben de heyecanlıyım. İnanılmaz enerji dolu, sempatik bir anestezi uzmanımız var, Şebnem’i çok rahatlatıyor. Şebnem soruyor: ” Tolga bey geldimi ?” diye, Doktoru Tolga Ergin eğilip: “yok gelmedi yerine ben geldim ben Mehmet Bey” diyor. Ortam neşeli, Şebnem rahatlıyor oysa ki heyecanını ellerinden görüyorum. Nasıl olmasın ki ..

11:45’te girdiğimiz ameliyathanede 11:58’de minik bir çığlık yankılanıyor.

Yağmur annesine dokunuyor, annesinin elleri daha da titriyor.İşte hayata gözlerini açıyor, annesini kokluyor.

Ve Tolga baba,
kapıda kaç doğuruyor bilmiyoruz,
kızını ilk gördüğünde ..

Bu hikayede bana kalan: dünya ne kadar küçük.
Şebnem’in kardeşi Yağmur’un teyzesi Sibel ile üniversite, Tolga’nın kardeşi Yağmur’un amcası Barış ile lise arkadaşlarım olarak bu hayatta tekrar karşılaşıyorum ..ikisi de benden 2 dönem küçük..

Ve şans karem