Zeynep’in Doğum Hikayesi

Bir hamile gördüğümde daha doğrusu tanıdık çevremde gördüğümde genelde doğum fotoğrafı çektiğimden bahsedemiyorum. Bu benimle ilgili bir durum tabii ki. Doğum fotoğrafları tamamen kişiye özel ve hatta çok özel anların paylaşıldığı bir tercih ve isterim ki herkes kendini rahat hissedebileceği biri ile bu anları paylaşsın. O yüzden pek bir şey demem hatta arkadaşım olduğu için benimle bu anları paylaşsın gibi bir zorunluluk hissetsin istemem . Bundan sebep pizza gününde Zeynep’in o sevimli hamile halini gördüğümde “sağlıklı bir doğum dilerim” den başka bir söz çıkamadı ağzımdan. Hamileliğin yakıştığı annelerdendi 🙂 Üstelik lisemdeki pizza gününde bir zamanlar bahçesinde koşuşturduğumuz o bahçede, o zamanların küçük kızlarını anne adayı olarak görmek yeterince heyecan vericiyken araya iş sokmakyı hiç istemedim ta ki bir arkadaşımız “aa Ayça çeksin ya senin fotoğraflarını” diyene kadar. Öyle de oldu; Zeyneple konuştuk ve o gün tanıdığı birinin yanında olmasının kendisini rahatlatacağını söyledi.
Bana o gününü anlattığı aşağıdaki yazısı gelene kadar onları bu kadar rahatlatmış olduğumdan haberim yoktu.  Ameliyathaneye giderken kalbimin nasıl da güm güm attığını, tansiyonumun nasıl da 16larda dolandığını hatırladığımda tanıdık yüzlerin bana çok iyi geldiğini şimdilerde bu hikayeleri okuduğumda bir kere daha anlıyorum.

Sevgili Zeynep sizinle o günü paylaşmak benim için de çok keyifliydi. Hikayeni, yaşadıklarını paylaştığın için teşekkürler 😉 Bir ömür mutlu olun dilerim.

 

 

Ve evimize bir güneş doğdu.
İlk andan itibaren büyük umut ve mutlulukla beklediğimiz bitanecik oğlumuz,Emirimiz dünyaya geldi.
O sabah hastaneye giderken tüm yaşananlar,heyecanlı bekleyişimiz gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti.
03 Temmuz 2010. İşte o gün bizim hayatımıza güneş doğdu.İlk defa öğrenmem dün gibiydi. Hemen anlamıştım. Sanki o an içime bir huzur doldu. Biliyordum. Geliyordu. Doktorumuzu aradım,daha çok erken demişti. Ama ben biliyordum,hissediyordum. Ne zor geçti o bir hafta anlatamam. O kadar bağlanmıştık ki o hayale. Ne zaman o minik kalp atışını duyduk,hayallerimiz gerçek oldu. Bir dilek tutmuştuk ve o gerçek olmuştu. O an işte hayat Emir oldu. Zor geçen ilk 4-5 ayda bile bir gün isyan etmedim. Herşeye değecekti.
Ve işte o gün geldi. Bir gün önce doktorumuz artık bebeğimizin çok büyüdüğünü ve doğmaya hazır olduğunu söylemişti. Ertesi gün için sözleştik. Nasıl geçecekti o 24 saat hiç bilmiyordum. Sabah o kadar erken gitmişiz ki hastanede kimse yoktu. Hatta bizden önce doğum yapacaklar bile gelmemişti. Doktor ‘Hadi’ dedi, ‘önce sen o zaman’. Çok hazırdım ama yine de elim ayağım titriyordu. Bebeğimi doğar doğmaz görmek istemiştim, epidural istedim. Eşim de destek olmak için hep yanımda olduğu gibi doğumda da yanımdaydı, sesi çıkmıyordu. Şimdi sorsak o günü hatırlar mı bilmiyorum:) O kadar heyecanlıydı ki ama hep başımı okşuyor, benimle konuyordu, beni rahatlatmak için elinden geleni yapıyordu. Aslında yaşayacaklarımızı hiç bilmiyormuşuz. Yaşanmadan anlaşılmaz,bilinmez bir duyguymuş bu.


Ayçacım sağolsun erkene alınan doğumumuza yetişmişti. Onu okul döneminden tanıyor ve o yüzden çok güveniyordum. Hayatta en çok istediğim şey o anları profesyonel bir gözle belgelemekti. Karnım burnumda gittiğim okulumuzun pizza gününde onun bu işi yaptığını öğrendim. Bu özel anımı tamamen yabancı biriyle yaşamak istemiyordum. Sonra ne kadar doğru bir tercih yaptığımı eşimin doğum sırasında Ayça tarafından ne kadar sakinleştirildiğini öğrendiğimde ve o muhteşem kareleri gördüğümde anladım.

Evet işte iğnemi olmuştum. Eşim ve ben heyecanla o ilk bağırışı duymak için bekliyorduk. Canım oğlum bizi çok bekletmedi, hemen sesini duyurdu bize. O an kulaklarımda çınlayan dünyadaki en güzel melodiydi benim için. Gördüm, hayat durdu. Kokladım, dokundum. İşte o an hayatım Emir oldu, en büyük aşk başladı. İki damla gözyaşı akmış gözümden, farkında değildim. O an hayattan kopmuştum. Annem hep söylerdi,ben kızardım. ‘Evladın olunca anlarsın’ derdi, o an anladım. Odaya çıktıktan sonra kucağıma aldığımda bir kez daha anladım. Hayatımda artık hiç gece olmayacaktı. Oğlum yanımdaydı artık. Canım kocam tekrar teşekkürler, sevgin, aşkın, anlayışın ve oğlum için. Herkesin kendine özel bir doğum hikayesi var elbet ama herkesin ortak fikri insanın çocuğu olduğunda yaşadığı o tarif edilemez mutluluk olsa gerek. Şimdi karşımda bunları yazarken küçük bir adam oturuyor, bana gözlerinin içiyle gülen,küçücük elleriyle yüzümü okşayan, beni görünce heyecanlanan, hayatımı tamamen dolduran, kalbimi utamamen dolduran. Hepinize sevgilerini yolluyor. Bu bizim küçük ama çok büyük aşk ve mutlulukla dolu hikayemiz. Bunu okuyarak bizimle paylaştığınız için teşekkürler.

Ayçacım sana da tekrar teşekkür ederiz.
Herkesin en az bizim kadar mutlu olması dileğiyle.